KIBRIS’TA AYRIŞTIRMA KİMİN İŞİNE YARIYOR?

Dr. Büşra Üzehan yazdı: Kıbrıs meselesi yıllardır Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği platformlarında konuşuluyor. Ancak şu soruyu sormadan ilerlemek mümkün mü? GKRY, bu platformlarda Kıbrıs Türklerinin haklarını savunuyor mu, yoksa..

KIBRIS’TA AYRIŞTIRMA KİMİN İŞİNE YARIYOR?
Yayınlanma: Güncelleme: 39 views

Dr. Büşra Üzehan yazdı:

Kıbrıs meselesi yıllardır Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği platformlarında konuşuluyor. Ancak şu soruyu sormadan ilerlemek mümkün mü? GKRY, bu platformlarda Kıbrıs Türklerinin haklarını savunuyor mu, yoksa yalnızca kendi tezlerini mi dayatıyor?

Cevap açık. GKRY, BM ve AB nezdinde Kıbrıs Türklerini eşit kurucu ortak olarak değil, azınlık olarak konumlandıran bir siyaset izliyor. Mülkiyet, enerji, egemenlik ve temsil konularında Türk tarafının haklarını savunmak bir yana, bu hakları sistemli biçimde görmezden geliyor. Peki buna rağmen, aynı dili, aynı dini, aynı tarihi ve kültürü paylaştığımız Türkiye varken, Kıbrıs Türklerinin dış güçlerin ayrıştırıcı politikalarına kapılması kimin yararınadır?

62 yıldır kanayan yara

İçeriği Görüntüle

Fonlar Masum mu, Seçici mi?

Avrupa Birliği ve GKRY kaynaklı fonların “sivil toplum” adı altında KKTC’de hangi alanlara yöneldiği dikkat çekicidir. Bu fonlar;

• Türkiye karşıtı söylem üreten projelere

• “Kıbrıslılık” üst kimliğiyle Türk kimliğini silikleştiren çalışmalara

• 1974 Barış Harekâtı’nı “işgal” olarak tanımlayan yayın ve etkinliklere destek verirken, Türkiye ile stratejik iş birliğini güçlendirecek, Anavatan–Yavruvatan bağını pekiştirecek hiçbir projeye fon sağlamamaktadır.

Bu bir tesadüf müdür? Elbette hayır.

GKRY, fon sağladığı hiçbir alanda kendi çıkarlarıyla çelişmez. Örneğin:

• Türk askerinin garantörlüğünü meşrulaştıran projelere destek vermez

• KKTC’nin egemenliğini savunan akademik ya da hukuki çalışmaları fonlamaz.

• Doğu Akdeniz’de Türkiye–KKTC ortak tezlerini güçlendirecek girişimlere kaynak ayırmaz.

Çünkü fon, burada bir destek değil, yönlendirme aracıdır.

Asıl Tehlike: İçten Ayrışma

Türkiye ile KKTC arasındaki bağı zayıflatmak, askeri ya da diplomatik baskıyla değil; algı, medya ve STK’lar üzerinden yapılmaktadır. Oysa tarihsel gerçek şudur: Türkiye olmadan KKTC’nin güvenliği, KKTC olmadan Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki egemenlik hattı eksik kalır.

Ne Yapılabilir, Somut Tavsiyelere bakarsak;

Artık savunmada değil, ortak akıl ve ortak yapı aşamasına geçilmelidir.

• Türkiye ve KKTC, ortak STK fon mekanizmaları kurmalıdır.

• Gençlik, medya, akademi ve hukuk alanlarında birlikte finanse edilen projeler desteklenmelidir.

• AB fonlarına alternatif olarak, Türkiye–KKTC ortak sivil diplomasi havuzu oluşturulmalıdır.

• Kimlik, egemenlik ve tarih konularında tek sesli, koordineli bir söylem geliştirilmelidir.

• AB fonu = yumuşak güç, yönlendirme, kimlik alanı

• Türkiye yatırımı = altyapı, güvenlik, kalıcılık

AB: bireyi fonlar, devleti değil.

Türkiye: devleti ve geleceği inşa eder.

Bu yaklaşımın sahadaki yansımasına bakıldığında ise, “katılım” söylemiyle sunulan bazı uluslararası toplantıların nasıl bir temsil anlayışıyla kurgulandığı daha net görülmektedir.

2026 yılı Ocak ayında, Lefkoşa Ara Bölge’de (BM kontrolündeki buffer zone), Birleşmiş Milletler Kıbrıs Barış Gücü (UNFICYP / UN Cyprus) tarafından düzenlenen bu toplantıda dikkat çeken asıl mesele, “katılım” iddiasıyla sunulan bu tür buluşmaların gerçekte halkın tüm kesimlerini kapsayan bir dinleme pratiği sunmamasıdır. Aynı isimlerin, aynı çevrelerin ve aynı söylem kalıplarının yıllardır tekrar tekrar sahneye çıktığı görülmektedir. Çiftçiler, esnaf, mülkiyet mağdurları, güvenlik kaygısı yaşayanlar, Türkiye ile bağın stratejik önemini savunan kesimler bu platformlarda ya hiç yer bulamamakta ya da bilinçli biçimde dışarıda bırakılmaktadır. Bu durum, katılımcı demokrasi değil; kontrollü bir temsil ve seçilmiş bir ‘sivil toplum vitrini’ üretmektedir. Halkın tamamını dinlemek yerine, önceden kabul edilebilir bulunan seslerin öne çıkarılması, çözüm arayışı değil, sonucu baştan belirlenmiş bir sürecin yönetildiğini göstermektedir. Bu nedenle mesele kimin konuştuğu değil; kimlerin özellikle konuşturulmadığıdır.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.