Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş), “sorunlara çözüm üretilmek yerine diyalog yolunun kapatıldığı ve hekimlerin tehdit edildiği” gerekçesiyle bugün tüm kamu sağlık birimlerinde acil, yoğun bakım, hemodiyaliz ve kemoterapi hizmetleri hariç..
Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş), “sorunlara çözüm üretilmek yerine diyalog yolunun kapatıldığı ve hekimlerin tehdit edildiği” gerekçesiyle bugün tüm kamu sağlık birimlerinde acil, yoğun bakım, hemodiyaliz ve kemoterapi hizmetleri hariç tam gün grev ve eyleme gitti.
Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi ana binası önünde basın açıklaması gerçekleştiren Tıp-İş’e, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği ile Kıbrıs İşçi ve Emekçi Sendikaları Federasyonu’nun (KİEF) yanı sıra bazı siyasi parti, sendika ve örgütler de destek verdi.
Basın açıklaması sırasında doktorlar, “üzüntü, yas, protesto ve mücadele azminin göstergesi” olarak siyah bayrak ve pankartlar taşıdı.
-Gürkut: “Sağlık hizmetleri hasta sayısı ve talebe cevap veremez hale getirildi”
Tıp-iş Başkanı Özlem Gürkut konuşmasına, 6 Şubat’a dikkat çekerek başladı ve Şampiyon Melekler’in kaybının, sistemsizliğin ve denetimsizliğin bir sonucu olduğunu söyleyerek, adalet arayışının sürdüğünü hatırlattı.
Basın toplantısının amacının sadece hekim sorunlarını değil, kamusal sağlık hizmetlerinin nasıl “içinden çıkılamaz sorunlarla sürdürülemez bir hale getirildiğini” paylaşmak olduğunu söyleyen Gürkut, Sağlık Bakanlığı’nın planlama yapmadığını, inşaat halindeki hastane binalarını bitiremediğini, tıbbi cihazları yenilemediğini ve eksiklikleri girmediğini savundu.
Gürkut, sağlık bütçesinin kamusal sağlığa yatırım yapmak yerine, özel sektöre hasta sevkine yönlendirildiğini iddia ederek, koruyucu sağlık hizmetlerinin etkin hale getirilememesi, “kötü nüfus politikaları” ile ülkedeki “derin yoksulluk” nedenleriyle artan “hasta sayısı ve talebe cevap veremez hale getirilen sağlık hizmetlerinde” performans artışından söz edildiğini savundu.
“Sağlıkta performans baskıyla, tehditle değil güçlü altyapıyla, planlamayla, adil çalışma koşullarıyla artar.” diyen Gürkut, performansın, bilimsel sağlık politikalarıyla, insan gücünün planlanması ve tamamlanmasıyla artacağını belirtti.
-“Kamu hekimlerinin yüzde 53’ü kadrosuz çalıştırılıyor”
Kamu hekimlerinin yüzde 53’ünün kadrosuz olarak “geçici statülerde” çalıştırıldığını söyleyen Özlem Gürkut, bu hekimlerin çoğunun “mecburi hizmet” verdiğini ve kamusal sağlık hizmetinin yarısından fazlasının “güvencesiz olan hekimlerin” omuzlarına yüklendiğini savundu.
Birçok branşta uzman hekim olmadığını ve mevzuata göre, branşında tek olan hekimlerin yılın her günü on-call olduğunu belirten Gürkut, “İstisna olması gereken bu uygulama sistem haline gelmiştir.” dedi.
Gürkut, hekimlerin, bir ayda kaç saat mesai yapıyorlarsa, o kadar saat da nöbet tuttuklarını, haftalık ortalama çalışma saatinin, 60 saatin üzerine çıktığını kaydetti. Nöbet ücretlerinin geciktirildiğini ve hekimlerin nöbetten sonra, ertesi gün mesai sonuna kadar otuz saatten uzun aralıksız çalıştırıldığını söyleyen Gürkut, nöbetler ve on-call olmanın hekimlerin tercihi değil, eksik kadroların neticesi olduğunu öne sürdü.
“Sistem çalışanların fedakarlıklarıyla sürdürülebilmektedir.” diyen Gürkut, sistemin, hekimlerin yüksek tıbbi ve hukuki risk altında, yoğun duygusal yükle, düzensiz mesai ve gece çalışmalarıyla sürdürüldüğünü söyledi.
-“Asistan hekimler angarya çalıştırılıyor”
Asistan hekimlerin Anayasaya ve yasalara aykırı biçimde angarya çalıştırıldığını ve hizmet açığını kapatmak için kullanıldıklarını iddia eden Gürkut, bunun “emek sömürüsü” olduğunu söyledi.
Hastaneler ve sağlık birimlerinin fiziksel durumunu da değerlendiren Gürkut, “Hekimlerin her gün bir başka köyde çalıştırıldığını, kadro yerlerinden sürgün edildiğini, ilçe hastanelerinin sağlık ocağından bozma şartlara sahip olduğunu, ülkenin en büyük hastanesinin çatısının yağmurda aktığını ve bazı ameliyatların hekimlerin kendi özel cihazlarını hastaneye getirmesi ile” yapılabildiğini iddia ederek, eleştirdi.
Gürkut, sağlıkta planlama yapılmaması sebebiyle, randevu ve bekleme listelerinin uzadığını, hekimlerin poliklinik yapacak oda, hasta yatıracak yatak bulamadıklarını öne sürdü.
-“Kamu hekimleri yasası talep ediyoruz”
Mesleki şartlar ve çalışma koşullarına uygun yasal düzenleme yapılmaması sebebiyle, eğitimin sürekliliğine dair imkanlar tanınmadığını, meslektaşlarının kazandıkları burslu eğitim programlarına katılma şanslarının bakanlık tarafından, eğitim izni verilmediği için yitirildiğini savundu.
Yeni doğum yapan bir hekim annenin emzirme ve doğum izninin zorunlu nöbet tutan hekimlere göre değil diğer kamu görevlilerine göre yapıldığını dile getiren Özlem Gürkut, koruyucu sağlık hizmetlerinin ihmal edildiğini ve ülkede ciddi bir güvenlik sorunu olduğunu öne sürerek, “yolsuzluk, usulsüzlük ve rüşvet” iddialarına işaret etti.
“Hükümet yaşadığı itibar kaybını hekimler üzerinden örtmeye çalışmaktadır.” diyen Gürkut, eşit, adil ve güvence altına alınmış bir çalışma rejimi, hekimleri kamu hastanelerinde tutabilecek maaş ve özlük hakları, sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği ve kamu hekimleri yasası talep ettiklerini söyledi.
Sağlık Bakanı Hakan Dinçürek’i sağduyuya, uzlaşmaya, “tehditten, şantajdan ve gerçekleri çarptırmaktan vazgeçmeye” çağıran Gürkut, sistemin çalışanlara rağmen değil, iş birliğiyle ilerlediğini kaydetti.
Gürkut, hakları ve çalışma şartları uygun hale getirilse, kamu hekimlerinin tam mesai çalışmaya hazır olduğunu vuguladı.
-Dalkan: “Tam mesai söylemi, algı yönetimidir”
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı Ceyhun Dalkan da Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası’nın grevine Kıbrıs Türk Tabipler Birliği Yönetim Kurulu olarak tam ve koşulsuz destek verdiklerini söyleyerek, bilimden, planlamadan ve kamusal faydadan uzak, günü kurtarmaya yönelik popülist uygulamalar yapıldığını savundu.
Tam mesai düzenlemelerinin, sağlık sisteminin gerçek sorunlarını çözmek yerine, hekim emeğini değersizleştiren, çalışma koşullarını ağırlaştıran ve kamusal sağlığını kırılgan hale getiren bir dayatma olduğunu iddia eden Dalkan, tam mesai söyleminin, altyapısı güçlendirilmemiş, insan gücü planlanması yapılmamış, denetimi olmayan bir sistemde algı yönetimi olduğunu öne sürdü.
Kapasitenin artırılması, “yolsuzluk iddialarıyla anılan” Girne ve Güzelyurt Hastanelerinin bitirilmesi, sağlık çalışanı alınması, çalıştırılması gerektiğini söyleyen Dalkan, “Hekimlerin görüşü alınmadan, yalanlarla, iftiralarla, tehditlerle yürütülen bu sürecin başarı şansı maalesef yoktur.” dedi.
– “Bu grev bir zorunluluktu”
Dalkan, Sağlık Bakanı Hakan Dinçürek’i eleştirerek, bu dönemin, sağlık sisteminde başarısızlıkılarla ve skandallarla dolu bir dönem olarak anılacağını iddia etti.
“Elinize kan bulaştı. Hiçbir adım atmadınız.” diyen Dalkan, birlik binasına çekilen siyah bayrağa dikkat çekerek, Sağlık Hizmetleri Yasası bünyesinde kurulacak olan Tıpta Uzmanlık Kurulu konusundaki protestolar ve itirazlarının devam ettiğini hatırlattı.
Mücadelenin sonuna kadar, her platformda devam edeceğini söyleyen Dalkan, Tıp-İş’in grevini bir zorunluluk olarak değerlendirdi.
Dr. Burhan Nalbantoğlu, ölümünün 46’ncı yıl dönümünde kabri başında anıldı
İçeriği Görüntüle
Dinçyürek’e istifa çağrısı yapan Dalkan, bakanın hekimleri karşısına değil yanına alması gerektiğini belirtti.
-Bengihan: “Sistemsizlik sistem oldu”
Kıbrıs İşçi ve Emekçi Sendikaları Federasyonu (KİEF) ve Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Başkanı Güven Bengihan ise, hükümete “vefasız” eleştirisinde bulundu.
Pandemi döneminde hekimler ve kamu sağlık çalışanları için edilen teşekkürlere dikkat çeken ve şu anki durumu eleştiren Bengihan, hekimler ve sağlık çalışanlarının mevcut durumdan rahatsızlık duyduğunu vurguladı.
Bengihan, hükümetin, emekçi ve halk düşmanı olduğunu iddia ederek, hekimlerin tam gün hizmet verilmesine karşı olmadığını işaret etti. Bengihan, hekimlerin yüzde 53’ünün asıl ve sürekli kadroda çalıştırılmamasının Anayasa’ya uygun olmadığını ve asıl ve sürekli görevlerin, asıl ve sürekli kadrolu hekimler tarafından yapılması gerektiğini söyledi.
“Sistemsizlik sistem oldu” diyen Bengihan, “sistemsizlik” sonucunda hekimlerle halkın karşı karşıya getirildiğini öne sürdü.
Özel hastanelere yapılan sevkleri eleştiren Bengihan, yıllık ödenen miktarla, yatırım yapılabileceğini söyledi. Bengihan, müsteşarların “rüşvet ve yolsuzluk” iddialarında adı geçtiğini söyleyerek, Dinçyürek’in doktorlara karşı kullandığı söylemleri eleştirdi.
“Bu hükümet gitmeden ne hekime ne öğretmene ne memura ne emekçiye güler yüz yok. Bunlar ya gidecek ya birlikte götüreceğiz.” diyen Bengihan, demokratik yollar tüketirlerse, eylemlilik sürecini kullanacaklarını, mücadeleye devam edeceklerini belirtti.