Cumhurbaşkanı Erhürman TAK’a konuştu: “Halkta da, bende de çözüm iradesi var”

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, halkın verdiği mesajın çözüm arzusu olduğunu, kendisinin de bu iradeyi taşıdığını belirterek, amaçlarının çözüme ulaşmak olduğunu kaydetti. Erhürman, söz konusu mesajın doğru okunması gerektiğini, iradenin içeriği boş..

Cumhurbaşkanı Erhürman TAK’a konuştu: “Halkta da, bende de çözüm iradesi var”
Yayınlanma: Güncelleme: 37 views

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, halkın verdiği mesajın çözüm arzusu olduğunu, kendisinin de bu iradeyi taşıdığını belirterek, amaçlarının çözüme ulaşmak olduğunu kaydetti.

Erhürman, söz konusu mesajın doğru okunması gerektiğini, iradenin içeriği boş bir süreç yönetimi anlamına gelmediğini kaydederek, “Müzakere olsun diye değil, çözüme ulaşmak için müzakere istiyoruz” dedi. Erhürman, geçmişten ders alınması, güven yaratıcı önlemler ve metodoloji aşamalarının atlanmaması gerektiğini söyledi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs konusuna ilgisinin sürdüğünü belirten Erhürman, Temmuz itibarıyla yeni bir inisiyatif alınmasının gündemde olduğunu, bunun yeni bir plan değil, Genel Sekreter’in konuya yeniden doğrudan müdahil olma iradesi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Erhürman, Türk Devletleri Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Avrupa Birliği ile temasların yalnızca Kıbrıs sorununun çözümü için değil, izolasyonların kaldırılması ve Kıbrıs Türk halkının dünyayla doğrudan buluşabilmesi açısından da önem taşıdığını vurguladı.

Geçiş kapılarının açılmasının ve 2004 referandumunun yıl dönümleriyle ilgili değerlendirmede bulunan Erhürman, 23 Nisan 2003’te kapıların açılmasını Kıbrıs tarihinde önemli bir dönüm noktası, 24 Nisan 2004 referandum sürecini ise kaçırılan büyük bir çözüm fırsatının bıraktığı önemli bir ders olarak nitelendirdi.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) muhabirinin sorularını yanıtlayarak, son gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulundu.

– “Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yararlı ve verimli bir görüşme yaptık”

Erhürman, Antalya Diplomasi Forumu’ndaki temaslarına yönelik değerlendirmede, dünyada sıcak çatışmaların sürdüğü, gündemin yoğun olduğu bir dönemde bile Kıbrıs konusunun uluslararası aktörlerin ilgisinde kalmaya devam ettiğini kaydetti. Erhürman, Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve çeşitli ülkeler düzeyinde temasların bu ilgiyi gösterdiğini söyledi.

Forum öncesinde İstanbul’da Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı görüşmenin olumlu, yararlı ve verimli geçtiğini söyleyen Erhürman, Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler konusunda bir koordinasyon sağlama fırsatı bulduklarını ifade etti.

Erdoğan’ın 152. Parlamentolar Arası Birlik Genel Kurulu onuruna verdiği akşam yemeğindeki konuşmasına önem verdiğini kaydeden Erhürman, Erdoğan’ın konuşmasında 1963’ten beri devam eden Kıbrıs sorununa artık adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün gerekliliği ve izolasyonların kaldırılması yönündeki çağrılarına dikkat çekti. Erhürman, izolasyonların kaldırılmasıyla ilgili çağrının zemininin 2004 Referandumu ardından BM Genel Sekreteri Annan’ın raporu olduğunu anımsattı.

– “Görüşme masası dışında da bir dünya var”

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev ile temaslara da değinen Erhürman, seçimden önce de dile getirdiği dört temel yaklaşımı sürdürdüklerini anlattı. Erhürman, buna göre, izolasyonların kaldırılması için müzakere sürecine paralel çabanın devam edeceğini, görüşme masasının dışında da dünya ile temasların süreceğini söyledi.

Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı içindeki gözlemci üye statüsünün daha yoğun siyasi, kültürel, sportif ve ticari temas üretmesi gerektiğini belirten Erhürman, bu alanlarda daha görünür ve etkin olunması gerektiğini kaydetti.

Avrupa Birliği ile ilişkilerin de yalnızca Kıbrıs sorunu başlığına indirgenmemesi gerektiğini ifade eden Erhürman, AB temsilcileri ve üye ülke büyükelçileriyle yaptığı temaslarda doğrudan Kıbrıs sorununu anlattığını, ancak bunun yanında AB ile Kıbrıs Türk tarafı arasında da güven yaratıcı önlemlere ihtiyaç bulunduğunu dile getirdiğini söyledi.

Erhürman, görüşmelerde izolasyonların kaldırılması ve Kıbrıs Türk halkının dünyayla doğrudan buluşabilmesi başlığını da işlediklerini belirtti.

– “Guterres’in yoğun ilgisi devam ediyor”

Antalya’da BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo ile de bir araya geldiklerini hatırlatan Erhürman, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in görev süresinin sonuna yaklaşıyor olmasına rağmen Kıbrıs konusuna ilişkin yoğun ilgisinin devam ettiğine dikkat çekti.

Güney’deki seçimler ve Avrupa Birliği dönem başkanlığının tamamlanmasının ardından haziran sonu itibarıyla Guterres’in yeni bir inisiyatif almasının gündemde olduğunu belirten Erhürman, bunun kamuoyuna yansıdığı gibi yeni bir plan anlamına gelmediğini, daha çok Genel Sekreter’in “ben yeniden doğrudan müdahil oluyorum ve bu konuda ciddi biçimde çalışmaya hazırım.” mesajı olarak okunması gerektiğini söyledi. Erhürman, bu tür bir inisiyatifin nereye evrileceğinin ise zaman içinde görüleceğini kaydetti.

– “Bu kez farklı olacak”

Erhürman, Kıbrıs Türk halkının çok büyük çoğunluğunun çözüm istediğini, bu nedenle halktan gelen mesajın doğru okunması gerektiğini ifade etti.  Dört maddelik metodolojiye de değinen Erhürman, Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitlik, eşit kurucu ortaklık, enerji ve güvenlik gibi alanlardaki haklarından vazgeçme iradesi olmadığını dile getirdi. Bu metodolojinin bir ön şart ya da tek taraflı çıkar listesi olmadığını vurgulayan Erhürman, bunun geçmiş müzakere süreçlerinin neden başarısız olduğuna yönelik değerlendirme sonucu geliştirildiğini kaydetti. Amaçlarının “müzakere olsun diye müzakere” değil, çözüme ulaştıracak bir çerçeve kurmak olduğunu söyleyen Erhürman, artık Guterres’in vurguladığı gibi “bu kez farklı olacak” anlayışıyla hareket edilmesi gerektiğini belirtti.

Süreci “adım adım yaklaşım” olarak tanımlayan Erhürman, 2017 Crans-Montana’dan bu yana geçen sürede güvenin artmadığını, tersine zaman kaybı ve yeni gerilim başlıkları nedeniyle güven zemininin zayıfladığını ifade etti. Bu nedenle ilk aşamada hem liderler arasında hem toplumlar arasında güveni yeniden tesis edecek somut adımların gerekli olduğunu vurgulayan Erhürman, “Çabamız iş yapar gibi görünmek değil, iş yapmak. Çözüm iradesini esas alıyoruz ve çözüme giden bir yol kurmaya çalışıyoruz.” dedi.

– “Hellim ortak ürün, sorunların ortak ele alınması gerekiyor”

Erhürman, Rum lider Nikos Hristodulidis ile ay sonunda yeni bir ikili görüşme planlandığını hatırlatarak, güven yaratıcı önlemler kapsamında bazı somut gelişmeler yaşandığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erhürman Metehan geçiş noktasında ortaya konan taleplerin önemli ölçüde karşılandığını, Bostancı’da seyrüsefer işlemlerinin başladığını, diğer bazı konularda da ay sonunda daha somut açıklamaların mümkün olabileceğini kaydetti.

Hellim konusunda ise beş yıldır beklenen bir imzanın atıldığını ve bunun önemli bir aşama olduğunu ifade eden Erhürman, ancak bunun ihracatın ertesi gün başlayacağı anlamına gelmediğini söyledi. Küçükbaş süt oranı meselesinin sürdüğünü, bunun yalnızca Kuzey’e özgü sorun olmadığını, Güney’de de benzer sorun bulunduğunu ifade eden Erhürman, bu nedenle hellim konusunda iki toplumlu teknik komite ya da ekonomi teknik komitesi altında özel alt komite kurulmasını önerdiklerini açıkladı. Erhürman, “Hellim ortak ürün, sorunların ortak ele alınması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Yeşil Hat Tüzüğü kapsamındaki “hastalıklardan ari olma” koşulunun da ayrıca tartışılması gereken bir konu olduğunu kaydeden Erhürman, Güney’de şap hastalığı yaygın biçimde görülmesine rağmen hellim ihracatının durmamasının, Kuzey’e uygulanan şartların yeniden konuşulmasını gerekli kıldığını belirtti. Erhürman, Avrupa Birliği ile temaslarda bu konuyu da gündeme getirdiklerini söyledi.

– “2004’te sonuca ulaşılamaması adanın tamamı için ciddi bir kayıp”

23 Nisan’da geçiş kapılarının açılmasının 23’üncü ve 24 Nisan’da Annan Planı Referandumu’nun 22’nci yıl dönümü vesilesiyle de değerlendirme yapan Cumhurbaşkanı Erhürman, şunları kaydetti:

“2003’te kapıların açılması adanın tarihinde çok önemli bir dönüm noktasıdır. Bizim nesil için bir dönem hayal bile edilemeyen bir gelişmeydi bu. Kuzeyden güneye, güneyden kuzeye geçişler günlük hayatı dönüştürdü, genç kuşaklar artık ‘geçilemeyen sınır’ deneyimi yaşamadı. Bizden önceki nesiller “acaba göremeden ölecek miyim” diye tanımladıkları köylerini, kasabalarını görme fırsatı buldu. Yeni kapılar meselesi tartışılırken de bu tarihsel dönüşümün iki toplumun hayatını nasıl değiştirdiğini hatırlanması gerekiyor.”

Erhürman, 24 Nisan 2004 referandum sürecinin ise büyük bir çözüm fırsatı olduğunu, ancak sonuca ulaşmamasının adanın tamamı için ciddi kayıp yarattığını vurguladı. “2004 en büyük dönüm noktası olmaya adaydı; sonuç itibarıyla bir çözüm getirmeye adaydı. O gün çözüm olmuş olsaydı, üstünden geçen yirmi iki sene sonrasında bu adada insanların hayatı ne kadar değişmiş olurdu? Bu düşünülmeli. Dolayısıyla 2004 dönüm noktası olamadı ama çok büyük bir ders oldu” dedi.

– “Hayat pahalılığına ilişkin tasarıda diyaloğa kapı açılmış olması önemli”

İç siyasete ilişkin değerlendirmesinde de, hayat pahalılığı düzenlemesi konusunda baştan beri diyalog çağrısı yaptığını belirten Erhürman, alınacak önlemlerin kapsayıcı ve katılımcı anlayışla ele alınması gerektiğini söyledi. Erhürman, güvenin bu tür dönemlerde özel önem taşıdığını vurguladı; gelinen noktada diyaloğa kapı açılmış olmasını olumlu bulduğunu belirtti.

– Sosyal medya hesaplarına erişim sorunuyla ilgili girişimler

Son günlerde yaşanan medya kuruluşlarının sosyal medya hesaplarına erişim sorunlarıyla ilgili de konuşan Erhürman, ilk günden itibaren Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu üzerinden, daha sonra kendisinin doğrudan Meta’nın Türkiye temsilciliğiyle temasa geçtiklerini söyledi. Süreçte üç internet gazetesinde geri dönüş alındığını belirten Erhürman, diğerlerinde de olumlu gelişme beklendiğini kaydetti. Dijital platformların artık medya açısından vazgeçilmez hale geldiğini söyleyen Erhürman, sorunun aşılmasının ardından benzer durumların tekrar yaşanmaması için gerekli güvenlik ve koruma mekanizmalarının yetkili kurumlarla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

(CPY/FG)       Fotoğraflı

Haber: Cemre Peral Yanıker – Fotoğraf: Timuçin Yıldırım

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.