Tarihe tanıklık eden bina: Boyacı Apartmanı

Lefkoşa’da, tarihi ve simgesel yapılar arasında, kendine özgü, sıra dışı görüntüsüyle dikkat çekiyor Boyacı Apartmanı… Çağlayan Parkı, Çağlayan Gazinosu ile sinema ve pastanelerin de yer aldığı, dönemin sosyal hayat açısından..

Tarihe tanıklık eden bina: Boyacı Apartmanı
Yayınlanma: Güncelleme: 58 views

Lefkoşa’da, tarihi ve simgesel yapılar arasında, kendine özgü, sıra dışı görüntüsüyle dikkat çekiyor Boyacı Apartmanı…

Çağlayan Parkı, Çağlayan Gazinosu ile sinema ve pastanelerin de yer aldığı, dönemin sosyal hayat açısından en hareketli ve seçkin merkezlerinden birinde, 1954 yılında inşa edildiği düşünülen bu yapı, 70 yılı aşkın bir süredir adeta kentin mimari ve toplumsal hafızasına tanıklık ediyor.

Surlar üzerinde uzanan, alışılmışın dışında yapısıyla pek çoğumuzun dikkatini çeken Boyacı Apartmanı, kent araştırmacısı Özlem Ünsal için de küçüklüğünden beri hep merak uyandıran bir yapı olmuş.

Kayıp Şahıslar Komitesi’nde maaş krizi

İçeriği Görüntüle

Ünsal’ın Kat Bilgisi adını verdiği, Lefkoşa’nın ilk apartmanlarına dair öyküleri etnografik yöntemlerle ortaya çıkarma girişimi için bir başlangıç noktası teşkil etmiş.

4-76

Ünsal, dar bir parselde konumlanmasından dolayı New York’un ironik yapılarından Flatiron Binası’na benzettiği, Yeni Cami bölgesindeki Boyacı Apartmanı ile Köşklüçiftlik’teki Muharrem Apartmanı’nın öykülerini anlatıyor Kat Bilgisi projesinde…

Ünsal, “Kat Bilgisi: Lefkoşa’nın kuzeyinden apartman öyküleri” projesi kapsamında incelediği Boyacı ve Muharrem apartmanlarının öykülerini Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) ile paylaştı. Ünsal ile apartman öyküleri söyleşisinin bu bölümünde Boyacı Apartmanı’nın öyküsünü aktarıyoruz.

Ünsal, “Bölünmüş bir kentte yaşıyoruz ama tam da bu alanlara baktığımızda bölünmüşlüğü ortadan kaldıran alanları keşfedebiliyoruz” diyerek, araştırma sürecine başlamadan önce bu iki apartmanın mimarının Kıbrıslı Rum olduğunu bilmediğini söylüyor.

Apartman sahiplerinin yardımıyla projelerine ulaşabildiği, Muharrem Apartmanı’nın mimarının Nikos Nikolaidis olduğunu belirten Ünsal, Boyacı Apartmanı eski sakinlerinden Salih Boyacı’nın verdiği bilgiye dayanarak apartmanın mimarının Lucas Hadjilucas olabileceğine dair güçlü ipuçları bulunduğunu ancak bu bilgiyi henüz teyit edemediğini ifade ediyor. Ünsal, 1958 öncesinde inşa edilen Boyacı Apartmanı hakkında kuzeyde bulunan arşivlerde herhangi bir bilgiye ulaşamadığından Güney’deki belediye ve şehir planlamayla temasa geçtiğini ancak buralardan da sonuç elde edemediğini anlatıyor.

Ünsal, apartman sakinlerinin anlatılarına dayanarak 1954’te, henüz bölünmemiş bir Lefkoşa’da inşa edilen Boyacı Apartmanı’nın yapımının “dostluk ilişkileri” üzerinden şekillendiğini söylüyor: “Doktor Vassos Lyssarides ile binayı yaptıran kişi, yani Mehmet Boyacı yakın dostlarmış ve birlikte Baf civarında ava çıkarlarmış. Mehmet Boyacı buraya bir apartman yapmayı aklına koyduğunda Doktor Lyssarides ona birlikte çalıştığı mimar ve müteahhitti önermiş… Dolayısıyla bina bu şekilde yapılmış; yani binanın inşasını o tanışıklık, ilişki üzerinden gelişen bir durum gibi anlıyoruz. Bu tür binalar, her iki topluma da ait bir kültür mirası örneği aslında.”

Muharrem Apartmanı’nın bulunduğu mahallede büyüdüğünü, evlerinin aynı sokakta yer aldığını, çocukluk hikâyesine eşlik eden bir yapı oluğunu; Boyacı Apartmanı’nın ise çocukluğundan bu yana hep ilgisini çeken bir yapı olduğunu söylüyor.

Ayrıca, her iki apartmanın hem stil hem de konumları açısından özgün birer örnek oluşturduğunu belirten Ünsal, “Muharrem de Boyacı da iki farklı türdeki sınır boyları üzerindeler. Boyacı Apartmanı, sur üstünde, eski ve yeni Lefkoşa’yı ayıran hat üzerinde bulunuyor. Muharrem Apartmanı da aslında yapıldığı zamanda böyle bir durum olmasa da, zaman içinde Yeşil Hat üzerinde yer alır hale geldi. Bu iki yapının, Lefkoşa’yı şekillendiren ve tanımlayan iki farklı türden sınır çizgileri üzerinde yer almaları benim için daha farklı bir merak konusu oluşturdu. O nedenle, çalışmaya bu iki apartmandan başlamak istedim.” diyor.

5-54

BOYACI APARTMANI: “KISITLI VE ZOR BİR YAŞAM ALANI”

Ünsal, İstanbul Caddesi üzerinde yer alan üç kat ile altı daireden oluşan Boyacı Apartmanı’nın Kıbrıs Türk toplumunun tanınmış iş insanlarından Mehmet Boyacı tarafından 1954 yılında inşa ettirildiğini ve hep bir aile apartmanı olarak kullanıldığını; çok dar bir parsel üzerinde kurulan yapının sınırlı yaşam alanları sunmasına rağmen dışarıdan bakıldığında oldukça gösterişli bir görünüme sahip olduğunu anlatıyor.

Boyacı Apartmanı’nın, New York’ta dökme demir ütüye benzediği için, “Flatiron” diye adlandırılan ikonik yapıyı andıran bir tarafı olduğunu belirten Ünsal, bina için “Lefkoşa’nın Flatiron’ı gibi” diyor.

Apartmanla ilgili Boyacı ailesi fertleriyle görüşmeler yaptığını ifade eden Özlem Ünsal, toplum olarak bu tip çalışmalara çok alışık olunmamasına rağmen temas ettiği kişilerin hepsinin hikâyesini anlatmaya çok istekli olduğunu söylüyor.

Bir kısmı çocukluktan yetişkinliğe varan süreçte, bir kısmı da yetişkin hayatlarının önemli bir bölümü boyunca binada zaman geçirmiş kişilerle görüştüğünü belirten Ünsal, bu görüşmeler sırasında kısa sürede binanın benzersiz görünümüne rağmen oldukça kısıtlı ve konforsuz yaşam alanları sunduğu bilgisine ulaşabildiğinden bahsediyor. İki kardeş görüşmecinin bina ile ilgili fazla bir şey hatırlayamamasını merak edip sorduğunda her ikisinden de hemen, ‘Çünkü yaşaması çok rahatsız bir yerdi!’ yanıtını aldığını söylüyor. “Benim için bu cümle binanın hikâyesinin çok merkezi bir yerine oturdu çünkü bu bina belli ki o dönem için dahi, yaşayanların anılarında yer edecek kadar limitli bir yaşam alanı sunuyormuş.” diyor.

Bu “rahatsızlık” halinin nerdeyse görüştüğü tüm apartman sakinlerinin hikâyesinde tekrarladığını ve bu deneyimin apartmanın özgün karakterini tanımladığını belirten Ünsal, “Bu, apartmanın biricikliğini çok güzel anlatan bir detay çünkü insan ilişkilerini dahi apartmanın içinde şekillendiren bir unsur olmuş.” diyor.

1-156

Binayı fotoğraflamak için bina sahiplerinin izniyle, İlkyaz Portakalcıoğlu ile binada keşif yaptıklarını söyleyen Ünsal şunları anlatıyor: “10 yıllar önce yapılmış apartmanlar, bizim bugünkü apartman beklentimizden elbette çok daha farklı. Çünkü mobilyalar ve diğer donatılar daha küçük ve dolayısıyla apartmanların yaşam alanları da çok daha küçük. Ama ona rağmen bile ‘buzdolabını, fırını, ocağı nere koymuşlar’ diye bayağı düşündüm. Apartmanda çocukluğu ve ilk gençliğini geçiren bir görüşmeci bana; ‘Buzdolabımız koridordaydı.’ demişti. Oysaki koridoru da görmüştüm ve buna olasılık verememiştim! Sonra aynı kişi, ‘Yemek masamız da koridordaydı.’ diye devam etti. ‘Yemek masası!’… ‘Daha dur.’ dedi: ‘Babamın balık merakı vardı, koridorda yedi tane de akvaryum vardı.’ dedi. Ben ‘Aman Allah’ım, bu nasıl olur!’ derken, ‘koridordan yan yan geçerdik’ diye anlattı. Anne-baba, uyuyacakları zaman biri giyinip yatağa girdikten sonra diğerine haber edermiş çünkü iki kişinin aynı anda odanın içerisinde durup da hazırlanmasına imkân yokmuş. Keza, balkonlar da o kadar küçük ki sandalye koyup da oturacak bir yer değil.”

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.